Türk mucit Ergün Kırlıkovalı öğrencilerimizle buluştu: Herkesin yaptığını siz de yapıyorsanız orada refah aramayın | Yıldız Teknik Üniversitesi Ana içeriğe atla

Türk mucit Ergün Kırlıkovalı öğrencilerimizle buluştu: Herkesin yaptığını siz de yapıyorsanız orada refah aramayın

HABERLER

Türk mucit Ergün Kırlıkovalı öğrencilerimizle buluştu: Herkesin yaptığını siz de yapıyorsanız orada refah aramayın

23 Ekim 2026 Cuma 12:37
Kırlıkovalı

F-35 ve B-2 uçaklarını görünmez yapan Türk mucit Ergün Kırlıkovalı, “Fikirden Ürüne: İçindeki Girişimciyi Keşfet” etkinliğinde öğrenci ve akademisyenlerimizle bir araya geldi. Kırlıkovalı, deneyimlerini ve inovasyonun temel adımlarını anlattı. 

Geliştirdiği kaplama malzemesiyle, F-35, B-2 gibi uçakların radar görünürlüğünü azaltan polimer bilimci Ergün Kırlıkovalı, YTÜ Davutpaşa Kampüsü Otağ-ı Hümayun’da öğrencilerimiz ve akademisyenlerimize girişimcilik deneyimlerini anlattı. “Fikirden Ürüne: İçindeki Girişimciyi Keşfet” başlığı ile düzenlenen etkinliğe Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Güleda Engin, Yıldız Teknopark Yönetim Kurulu Başkanvekili ve Rektör Başdanışmanımız Prof. Dr. Özer Çınar, YTÜ Yıldız Teknopark Genel Müdür Yardımcımız Prof. Dr. Cengiz Kaya ile akademisyenlerimiz ve öğrencilerimiz katıldı.

Prof. Dr. Cengiz Kaya: “Fikriniz yoksa altyapı çok fazla işe yaramıyor”

Programın açılışında konuşan YTÜ Yıldız Teknopark Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Cengiz Kaya, malzeme biliminin fizik, matematik ve kimya gibi disiplinleri bir araya getirerek teknolojik gelişmelere temel oluşturduğunu belirtti. Kırlıkovalı’nın polimer alanındaki çalışmalarının, bilimsel bilginin teknolojiye ve sanayiye nasıl aktarılabileceğini gösterdiğini ifade eden Kaya, üniversite ve teknopark ekosisteminin yeni fikirleri desteklemedeki rolüne dikkat çekti.

Kariyerindeki dönüm noktası: Milyar dolarlık şirketlerle aynı ihalede

Ergün Kırlıkovalı, bilimsel bir fikrin yüksek teknoloji ürününe dönüşme sürecini kendi kariyerinden örneklerle anlattı. Gençlerin içinde keşfedilmeyi bekleyen bir potansiyel bulunduğunu vurgulayan Kırlıkovalı, 1988’de ABD’nin Palmdale kentinde, havacılık ve savunma sanayiinin önde gelen şirketlerinin katıldığı bir ihale sürecine davet edildiklerini söyledi.

Büyük şirketlerin temsilcileriyle aynı toplantıda bulunmanın başlangıçta kendisini yetersiz hissettirdiğini aktaran Kırlıkovalı, aranan malzemenin özelliklerini duyduğunda eğitiminde edindiği bilgileri kullanabileceğini fark ettiğini belirtti. Radar görünürlüğünü azaltacak, çelik kadar sert ve aynı zamanda esnek bir malzemeye ihtiyaç duyulduğunu anlatan Kırlıkovalı, Manchester Üniversitesi’nde öğrendiği polimer elastikiyetinin bu ihtiyaca çözüm sunabileceğini düşündüğünü ifade etti.

“Aradığım fırsat işte bu”

“Aradığım fırsat bu işte” diyerek çalışmalara yoğunlaştığını söyleyen Kırlıkovalı, yaklaşık altı aylık Ar-Ge ve test sürecinde beş farklı formül geliştirdiklerini, bunlardan birinin hedeflenen sonucu verdiğini kaydetti. Bu çalışmanın, o dönemde Northrop adıyla faaliyet gösteren şirketle başlayan ve Northrop Grumman ile devam eden uzun soluklu iş ilişkisinin temelini oluşturduğunu belirtti.

Polimerlerin elastikiyetine ilişkin dersleri ilgiyle takip ettiğini ve derslerin ardından hocasına ayrıntılı sorular yönelttiğini anlatan Kırlıkovalı, bu birikimin gerçek bir ihtiyaçla karşılaştığında ticari bir fırsata dönüştüğünü söyledi. Geliştirdikleri malzemelerin havacılık sanayiinde kullanılmasının ve şirketlerinin daha sonra F-35 programında yer almasının bu yaklaşımın sonuçları arasında bulunduğunu ifade etti. Kırlıkovalı, deneyiminin kendisine rekabetin büyüklüğünden çok, bir problemi çözebilecek bilgiye ve hazırlığa sahip olmanın önemini gösterdiğini vurguladı.

“Katma değer olmadan refah olmaz”

İnovasyonun temelinde katma değer üretmenin bulunduğunu belirten Kırlıkovalı, gençlerin kariyerlerini planlarken çalışmak istedikleri kurumların yanında, çözmek istedikleri sorunları ve bırakmak istedikleri izi de düşünmeleri gerektiğini söyledi. Katılımcılara 10 yıl sonra kendilerini nerede gördüklerini, hangi alanlarda fark yaratmak istediklerini ve hangi problemlere çözüm geliştirebileceklerini sorgulamalarını önerdi.

“Katma değer olmadan refah olmaz. Herkesin yaptığını siz de yapıyorsanız orada refah aramayın” diyen Kırlıkovalı, yaratıcılık, inovasyon ve girişimcilik arasındaki ilişkiyi anlattı. Yaratıcılığın bir fikir ortaya koymakla başladığını, inovasyonun bu fikri insanların satın almak isteyeceği bir ürüne dönüştürmekle mümkün olduğunu belirtti. Girişimciliğin ise ürünün ekonomik değer kazanmasını sağlayan süreci tamamladığını ifade ederek bilimsel araştırmaların uygulanabilir ve ticarileştirilebilir çözümlere dönüşmesinin önemini vurguladı.

ABD Donanması için geliştirdiği çözüm

İnovasyonun ilk adımını gözlem olarak tanımlayan Kırlıkovalı, insanların günlük yaşamda rahatsızlık duydukları ancak zamanla alıştıkları sorunların yeni ürünler için fırsat oluşturabileceğini söyledi. Bu yaklaşımını, 1991’de ABD Donanmasına ait Long Beach Tersanesi’nde yaşadığı bir olayla örneklendirdi.

USS Antietam adlı gemide aşırı titreşim ve gürültü çıkaran bir türbin fark ettiğini anlatan Kırlıkovalı, yaptığı görüşmelerde türbinin koruyucu kafesinin hasar gördüğünü öğrendiğini belirtti. Parçanın ayrı satılmaması nedeniyle tüm türbinin değiştirilmesinin gündeme geldiğini söyleyen Kırlıkovalı, onarımın birkaç bin dolara yapılabileceğini, türbin değişiminin ise yüz binlerce dolara mal olacağını aktardı.

Çözüm geliştirmek için izin aldıktan sonra ölçümler yaptığını ve gemi çalışanlarıyla görüştüğünü kaydeden Kırlıkovalı, çalışanların gürültüden rahatsız olmalarına rağmen duruma alıştıklarını gözlemlediğini söyledi. Geliştirdiği polimer tamir kitinin ilk uygulamasını bizzat takip ettiğini, başarılı sonuç alınmasının ardından yöntemin Pentagon’un şartnamesine girdiğini belirtti. Kırlıkovalı, “Eğer ben o gün o gözlemi yapmasam, yürüyüp gitsem bu iş kolu açılmayacaktı” diye konuştu.

“İhtiyaç icadın annesiyse merak da babasıdır”

İnovasyonun ikinci adımının merak olduğunu belirten Kırlıkovalı, sorunların nedenlerini sorgulamanın ve çözülmemiş problemlere farklı açılardan yaklaşmanın önemine dikkat çekti. İcatların ortaya çıkmasında ihtiyaç kadar bilimsel merakın da etkili olduğunu söyleyen Kırlıkovalı, teleskop örneği üzerinden insanların evreni anlama isteğinin teknolojik gelişmelerdeki rolünü anlattı.

“İhtiyaç icadın annesiyse merak da babasıdır” diyen Kırlıkovalı, DuPont laboratuvarında çalışan bir kimyagerin beklenmedik bir deney sonucunu araştırmayı sürdürerek Kevlar’ın geliştirilmesine giden yolu açmasını örnek gösterdi. Ağırlığına oranla yüksek dayanım sunan bu malzemenin koruyucu yeleklerden kasklara ve havacılık uygulamalarına kadar pek çok alanda kullanıldığını belirten Kırlıkovalı, araştırmacıların alışılmadık sonuçlarla karşılaştıklarında bunların nedenlerini incelemeleri gerektiğini vurguladı.

Doğadaki çözümler teknolojiye ilham veriyor

Kırlıkovalı, doğadaki yapıların ve işleyiş biçimlerinin teknoloji geliştirmede ilham kaynağı olduğunu belirterek  Japonya’daki hızlı trenleri örnek gösterdi. Kırlıkovalı, bir mühendisin suya dalarken çevreye çok az su sıçratan yalıçapkınının gagasından esinlenerek trenin ön bölümünü yeniden tasarladığını anlattı. Doğadaki bir özelliğin mühendislik problemine çözüm sağlayabildiğini belirten Kırlıkovalı, mürekkep balıklarının kamuflaj yeteneği üzerine yürütülen araştırmalardan da söz etti. Bu canlıların derisindeki mikroskobik yapıların ışıkla etkileşiminin, görünürlüğü azaltmaya yönelik malzemelerin geliştirilmesine ilham verdiğini ifade etti.

Tezatlar yöntemiyle farklı ihtimaller üzerinde düşünün

Yeni fikirler geliştirmek için alışılmış düşünme biçimlerinin dışına çıkılması gerektiğini belirten Kırlıkovalı, kendi geliştirdiği yöntemlerden biri olarak tanımladığı “tezatlar sistemi”ni anlattı. Bir problemi birbirine zıt uç noktalar üzerinden ele almanın farklı çözüm olasılıklarını ortaya çıkarabileceğini söyledi.

Bir ürünün çok büyük ya da çok küçük, çok hızlı ya da çok yavaş tasarlanması durumunda ortaya çıkabilecek sonuçları düşünmenin yeni fikirlere alan açtığını ifade eden Kırlıkovalı, seçeneklerin çoğu işe yaramasa da geriye kalan olasılıkların bir çözümün başlangıcı olabileceğini belirtti. Bu çalışmalar için dikkatin dağılmadığı ve kesintisiz odaklanmaya imkân veren bir ortamın önemini vurguladı.

Kısa, orta ve uzun vadeli hedefler belirleyin

Bir fikrin ürüne dönüşmesinde teknik çalışmalar kadar planlamanın da gerekli olduğunu söyleyen Kırlıkovalı, genç girişimcilere kısa, orta ve uzun vadeli hedefler belirlemelerini tavsiye etti. Örnek planında kısa vadede konuya ilişkin mevcut bilgilerin araştırılması, orta vadede çalışan bir model veya prototip geliştirilmesi, uzun vadede ise seri üretime geçilmesi yer aldı. Sürelerin koşullara göre değişebileceğini belirten Kırlıkovalı, ölçülebilir hedeflerin ve bu hedeflere ulaşmayı sağlayacak bir yol haritasının önemine dikkat çekti.

Prof. Dr. Güleda Engin: Bir işi ne kadar severseniz o kadar başarılı olursunuz

Etkinliğin kapanışında konuşan YTÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Güleda Engin, bilimsel birikimini ve yaşam deneyimlerini öğrencilerimizle paylaşan Kırlıkovalı’ya teşekkür etti. Engin, başarıya ulaşmada bir işe duyulan ilginin, o işe zaman ayırmanın ve dikkati hedefe yöneltmenin önemini vurguladı.

YTÜ Yıldız Teknopark bünyesinde 750’den fazla firma ve yaklaşık 15 bin Ar-Ge çalışanı bulunduğunu belirten Engin, kampüse yürüme mesafesindeki Ar-Ge merkezlerinin öğrenciler için önemli bir avantaj sunduğunu söyledi. Yıldız Kaşifleri programı ve YTÜ Startup House gibi girişimcilik mekanizmalarını hatırlatan Engin, fikirlerini geliştirmek, uygulamaya geçirmek ve şirketlerle bağlantı kurmak isteyen öğrencileri teknoparkın sunduğu imkânlardan yararlanmaya davet etti.

Engin, Kırlıkova’dan Yıldız Kaşifleri Programı kapsamında malzeme alanında proje üreten öğrencilere mentorluk yapmasını istedi. Kırlıkova da “İmkanlarımızı öğrencilerimiz için seve seve kullanırız” cevabını verdi.

Girişimcilik programı için Cambridge Judge Business School ile görüşmeler

YTÜ Rektör Başdanışmanı Prof. Dr. Özer Çınar ise YTÜ Yıldız Teknopark’ın girişimlerin ticarileşmesini destekleyecek uluslararası iş birlikleri üzerinde çalıştığını belirtti. Çınar, Cambridge Üniversitesi bünyesindeki Judge Business School ile fikirlerin ticarileştirilmesine odaklanan bir program geliştirmek üzere görüşmelere başladıklarını söyledi.

Mali koşulların netleşmesi hâlinde YTÜ Yıldız Teknopark’a özel bir program oluşturmayı hedeflediklerini ifade eden Çınar, değerlendirme sürecinin ardından yaklaşık 10-15 firmanın programa seçilmesinin planlandığını aktardı. Araştırma ve geliştirme çalışmalarının ilk aşamalarından itibaren girişimlerin doğru yönlendirilmesinin önemini vurgulayan Çınar, Kırlıkovalı’dan Yıldız Kaşifleri programına özellikle malzeme alanında başvuran öğrencilere mentorluk desteği vermesini istedi.

Etkinliğin soru-cevap bölümünde akademisyenlerimiz ve öğrencilerimiz, bilim, teknoloji ve girişimcilik alanlarında merak ettikleri konuları Kırlıkovalı’ya yöneltti. Program sonunda Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Güleda Engin, Rektör Başdanışmanımız Prof. Dr. Özer Çınar ve YTÜ Yıldız Teknopark Genel Müdür Yardımcımız Prof. Dr. Cengiz Kaya, Kırlıkovalı’ya günün anısına hediye takdim etti.

Kırlıkovalı, B-2 ve F-35 uçaklarının radar görünürlüğünün azaltılmasına yönelik polimer malzemeler üzerindeki çalışmalarıyla tanınıyor. Malzeme geliştirme, test ve üretim süreçlerini girişimcilikle bir araya getiren kariyeri boyunca, bilimsel bilginin sanayide karşılık bulan ürünlere dönüştürülmesine odaklandı. Üniversitelerde gerçekleştirdiği konuşmalarda bu deneyimlerini öğrencilerle paylaşarak yaratıcı düşünme, inovasyon ve ticarileşme süreçlerini ele alıyor.

Mesleki çalışmalarının yanında Türk-Amerikan toplumunun sivil toplum faaliyetlerinde de görev üstlenen Kırlıkovalı, 2011-2013 yıllarında Amerika Türk Dernekleri Asamblesinin (Assembly of Turkish American Associations, ATAA) başkanlığını yürüttü. ETAC-USA Yönetim Kurulunda ve İstanbul Atlas Üniversitesi Uluslararası Danışma Kurulunda yer alıyor.