Semih İrteş, Süleymaniye’de başlayan sanat yolculuğunu YTÜ’de anlattı | Yıldız Teknik Üniversitesi Ana içeriğe atla

Semih İrteş, Süleymaniye’de başlayan sanat yolculuğunu YTÜ’de anlattı

HABERLER

Semih İrteş, Süleymaniye’de başlayan sanat yolculuğunu YTÜ’de anlattı

06 Kasım 2026 Cuma 11:58
semih

UNESCO'nun “Yaşayan İnsan Hazineleri” arasına seçilen YTÜ mezunu yüksek mimar ve nakkaş Semih İrteş, Yıldızların Altında Kültür Sanat serisinin “Ustalara Saygı Sohbetleri” bölümüne konuk oldu. İrteş, babasının yanında öğrendiği kalem işini, Süheyl Ünver’in tezhip derslerini ve mimarlık eğitiminin tasarımlarına etkisini paylaştı.

“Yıldızların Altında Kültür ve Sanat” programında UNESCO’nun “Yaşayan İnsan Hazineleri” programının Türkiye listesinde yer alan YTÜ mezunu mimar ve nakkaş Semih İrteş’i ağırladık. Davutpaşa Kampüsü’ndeki Otağ-ı Hümayun’da düzenlenen söyleşiyi YTÜ Kültür Hizmetleri Şube Müdürü Öğr. Gör. Uğur Taşatan yönetti.

İrteş’in kalem işiyle ilk karşılaşması, altı yedi yaşlarında babası Sabri İrteş’in çalıştığı Süleymaniye Camii’ne gittiği günlere uzanıyor. Çocukluk yıllarının bir bölümü Süleymaniye Camii ve Topkapı Sarayı’ndaki restorasyon çalışmaları arasında geçti. Sarayın Harem Dairesi ve Hünkar Sofası, babasının yanında mesleği öğrendiği yerler arasındaydı.

Süheyl Ünver’in derslerinde desen ve arşiv

İrteş, 1973’te Cerrahpaşa Nakkaşhanesi’nde Süheyl Ünver’in tezhip derslerine katılmaya başladı. Ünver’in derslerinde desen çizmenin yanı sıra incelediği eserleri belgelemeyi ve çizimlerini arşivlemeyi öğrendi. Bu alışkanlığı gençlere de öneren İrteş, “Bilgisayar her şey değil. Bir gün elektrikler gider, başka bir şey olur. Resim görmek, kağıt üzerinde bir şeyleri görmek ve notlamak önemli” dedi.

Ünver’in, çalışmalarını değerlendirdikten sonra kendisine verdiği icazeti de hatırlatan İrteş, bu geleneği iki cümleyle tarif etti. “İcazet hocadan istenmez. Hoca verir.”

Mimarlık eğitimi tezhip tasarımlarına yön verdi

Üniversiteye hazırlanırken sanat tarihi okumayı düşünen İrteş, Prof. Dr. Nurhan Atasoy’un yönlendirmesiyle mimarlığı seçti. 1975’te, bugünkü Yıldız Teknik Üniversitesinin o dönemki adıyla İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisinde eğitime başladı. İrteş, mimarlıkta edindiği tasarım disiplininin tezhip çalışmalarına nasıl yansıdığını şu sözlerle dile getirdi:

 “Mimarlık disiplini bambaşka bir olaydır. Tasarım nasıl yapılır, nereden başlar, nasıl bir süreç içerisinde devamlılık sağlar? Benim tezhip sanatındaki tasarım bilgilerime yön veren, beni bu konuda yetiştiren çok önemli bir disiplindir. Mimarlıktan aldığım en büyük kazanım budur.”

Kitap sayfasından cami kubbesine desenin ölçeği

İrteş, tezhip ile mimari kalem işi arasındaki farkı, esere bakılan mesafe üzerinden açıkladı. Kitap sayfasındaki bir desen yakından incelenirken cami kubbesindeki bir desen çok daha uzaktan görülüyor. Bu fark, motiflerin boyutundan renk seçimine kadar tasarımın bütününü etkiliyor.

Adana Sabancı Merkez Camii, Tokyo Camii ve Çeçenistan’daki çalışmalarından örnekler veren İrteş, geleneksel motifleri farklı malzemelerle yeniden yorumladığını söyledi:

“Gelenekten kopamıyorum. Malzemeyi değiştirip görüntüyü farklılaştırıyorum. Gelenekte tam olarak yapılmayanları yapmaya çalışıyorum. Motifler geleneğin kendi özünde ama tasarımlar farklı, kurgular farklı.”

İrteş, Topkapı Sarayı’nda görev yapan sanat tarihçisi Filiz Çağman’ın kendisine verdiği unvanı da bu tasarım sorumluluğu üzerinden açıklayarak “Nakkaş, tasarım yapan kişiye verilen bir unvandır” dedi. Osmanlı nakkaşhanelerinde kitap bezemelerinden ahşap nakışlara ve çini desenlerine uzanan üretim geleneğini hatırlatan İrteş, 1991’de kurdukları Sema Nakışhanesi’nin ardından 2008’de kitap sanatlarıyla mimari süslemeyi Nakkaş Tezyini Sanatlar Merkezi çatısı altında bir araya getirdiklerini aktardı.

Kalem işi yapının içinde öğreniliyor

İrteş’e göre tezhip, bir ustanın rehberliğinde atölyede öğrenilebiliyor. Mimari kalem işinde ise çırağın desenin uygulanacağı yapıda çalışması gerekiyor. Böylece çırak, yapının ölçeğini yerinde görüyor ve ustasının malzemeyi hangi koşullarda, nasıl kullandığını öğreniyor.

Söyleşinin sonunda gençlere seslenen İrteş, hocası Süheyl Ünver’den şu sözleri paylaştı:

“Sanat eğer severek yapılırsa insana hayat verir. Bakın, severek yapıyorsanız sizi nasıl mutlu eder, nasıl motive eder, bütün üzüntülerinizden, sıkıntılarınızdan uzak, sizi huzura kavuşturur. Ama neticeye varmak istiyorsanız sizin de ona hayatınızı vermeniz icap eder.”

Mimar, Nakkaş Semih İrteş’ten Rektörümüze ziyaret

“Ustalara Saygı Sohbetleri”nin ardından, mimar ve nakkaş Semih İrteş ile kızı, Çevre Mühendisliği Bölümü mezunumuz ve tezhip sanatçısı Sevgi İrteş Rektörümüz Prof. Dr. Eyüp Debik’i ziyaret etti. 

Ziyarette Semih İrteş, Rektörümüz Prof. Dr. Debik’e, Mevlana Türbesi’nin kıble cephesinde yer alan hat sanatının incelikli örneklerinden esinlenerek kûfî ile celi muhakkak yazı çeşitleriyle yeniden yorumladığı eserini hediye etti. 

Ziyarete ilişkin Prof. Dr. Debik, Yıldız’ın geçmişine dair hatıraları paylaşmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Semih İrteş’in ustalarından edindiği bilgi ve birikimi yeni kuşaklara aktarması, kızı ve üniversitemiz Çevre Mühendisliği Bölümü mezunu Sevgi İrteş’in de babasından öğrendiği tezhip sanatını sürdürmesi çok kıymetli. Geleneksel sanatlarımızın yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.