Yıldız Teknik Üniversitesi, 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinin yıl dönümünde Anma ve Afet Eğitimi programı düzenledi. Depremde hayatını kaybeden Yıldızlı 7 öğrenci ile 7 mezun, isimleri tek tek okunarak anıldı. Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Güleda Engin’in açılış konuşmasını yaptığı etkinlikte depremle birlikte yaşam eğitimi verildi.
Yıldız Teknik Üniversitesi, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin üçüncü yıl dönümünde hayatını kaybedenleri anmak ve afet farkındalığını bilimsel temellerle pekiştirmek amacıyla program düzenledi. YTÜ Davutpaşa Tarihi Hamam’da gerçekleştirilen etkinlikte, üniversitemizin, afet bölgesindeki teknik ve insani çalışmaları hatırlatılırken, yapay zekâ temelli deprem projeleri ve afet acil müdahalelerindeki yeni yaklaşımlar paylaşıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan etkinlikte depremde hayatını kaybeden Yıldızlı 7 öğrenci ile 7 mezun tüm vatandaşlarımız rahmetle anıldı.
“Bilimle inşa edilen dirençli bir gelecek tasarlıyoruz”
Açılış konuşmasını yapan YTÜ Araştırma-Planlama Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Güleda Engin, afetlere dirençli bir toplumun ancak bilim, eğitim ve ortak bilinçle inşa edilebileceğini söyledi.
Anma programında konuşan Prof. Dr. Engin, üniversitenin stratejik hedeflerini toplumsal fayda ekseninde şekillendirdiklerini belirtti. Mühendislerden mimarlara, şehir plancılarından sosyal bilimcilere uzanan çok disiplinli bir ekiple çalıştıklarına dikkat çeken Engin, “Bilimsel üretim kapasitemizi, deprem riskini azaltmaya ve afet yönetim süreçlerini iyileştirmeye yönelik projelere kanalize ediyoruz” dedi.
Üniversite bünyesinde yürütülen kritik projelere dair detayları paylaşan Prof. Dr. Engin, özellikle yapay zekâ destekli çalışmalara ağırlık verdiklerinin altını çizdi. Engin, yürütülen çalışmaları şu sözlerle detaylandırdı:
“Prof. Dr. Tülay Yıldırım yürütücülüğündeki ‘Sismokaos’ projemiz ile Türkiye’deki farklı fay zonlarındaki sismik aktiviteleri yapay zekâ ile analiz ediyor, risk tahminine yönelik modeller geliştiriyoruz. Eş zamanlı olarak Doç. Dr. Anime Melis Uzar hocamızın liderliğindeki proje sayesinde, deprem sonrası bina ve altyapı hasarlarını hızla belirleyen sistemler üzerinde çalışıyoruz. Bu teknolojiler, afet anında müdahale ekiplerine hayati bir karar desteği sunuyor. Bu iki örnek çalışmanın haricinde birçok aktif projemiz bulunuyor. Deprem gerçeğimizin farkında olarak gerek deprem öncesi analizler gerekse afet yönetim sürecine yönelik projelerimizin sayısını giderek artırıyoruz.”
YTÜ Yıldız Teknopark TGB firmalarının depreme yönelik çalışmalarına da değinen Güleda Engin, “Sahadaki gücümüzü teknolojiyle birleştiriyoruz. Teknopark bünyesinde geliştirilen EDİS Erken Uyarı Sistemi gibi inovasyonlarla, yıkıcı dalgalar ulaşmadan saniyeler önce uyarı göndererek halkımıza en değerli zamanı kazandırmayı hedefliyoruz. Bilimsel kapasitemizi toplumsal vicdanımızla harmanlayarak çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Üniversitenin lojistik ve insani yardım kapasitesine atıf yapan Prof. Dr. Engin, deprem sürecinde bölgeye sevk edilen 47 TIR ihtiyaç malzemesini, depremzede öğrencilere sağlanan bursları ve kayıpların anısını yaşatmak için kampüse dikilen fidanları hatırlattı.
“Kültürel miras toplumsal kimliğin omurgasıdır”
Afet yönetiminin sadece müdahale aşamasından ibaret olmadığını hatırlatan YTÜ Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi ve ICOMOS Uluslararası Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Zeynep Gül Ünal, kültürel mirasın korunmasının iyileşme sürecindeki rolüne değindi. Saha çalışmalarında mühendislik ve mimarlık bilgisinin profesyonel arama kurtarma operasyonlarıyla birleşmesinin fark oluşturduğunu dile getiren Ünal, “Kültürel mirasın korunması, afet sonrası toplumsal kimliğin sürekliliği açısından vazgeçilmez bir değer taşımaktadır” sözleriyle konunun stratejik boyutunu vurguladı. Uydu görüntüleri ve saha verileriyle tarihi eserlerin durumunu nasıl takip ettiklerini açıklayan Ünal, “Bilimsel verinin ve profesyonel yaklaşımın, afet sonrası iyileşme evresini ne kadar hızlandırdığını sahada bizzat deneyimledik” dedi.
“Enkazın altında bizi bekleyen birisi var”
GEA Arama Kurtarma Ekibi Koordinatörü Umut Dinçşahin de 30 yılı aşkın süredir katıldığı 76 farklı operasyondan edindiği tecrübeleri aktardığı konuşmasında, arama kurtarma gönüllülerinin motivasyonunu, GEA’nın literatüre soktuğu "enkaz hastalığı" kavramıyla açıkladı.
Dinçşahin, bu derin sorumluluk hissini, "Bir yerde enkaz olduğunda birini kurtardıysanız ve ona dokunduysanız hayata ve ölüme bakışınız, yaşam ve ölüm hakkındaki fikriniz tamamen değişiyor. O yüzden biz her zaman enkazın altında bizi bekleyen birisi olduğunu varsayıyoruz" şeklinde açıkladı. Kurtarma ekiplerinin psikolojisine de değinen Dinçşahin, "İnsanlar can kurtardığımızda mutlu olduğumuzu sanıyor. Hayır, mutlu olmuyoruz çünkü yüreğimiz buruk ama ülkemizde masumiyeti ve iyiliği korumaya çalıştığımız için onur duyuyoruz" şeklinde konuştu.
Konuşmasının son bölümünde hayati uyarılarda bulunan Dinçşahin, deprem anında yapılan en ölümcül hatanın panikle kaçmaya çalışmak olduğunu vurguladı. Özellikle merdiven boşlukları ve balkonların en riskli alanlar olduğunu belirterek, herkesin önceden bir 'Bina Tahliye Planı' hazırlaması gerektiğinin altını çizdi. Umut Dinçşahin, doğru davranış refleksini ise şu sözlerle özetledi:
"Deprem anında binadan koşarak çıkamazsınız, camdan atlayamazsınız. Hayatını kaybedenlerin büyük kısmı kaçış yollarında yakalanıyor. Önerimiz net: Koşma, kaçma; sabit bir eşyanın yanında cenin pozisyonu al ve sarsıntı bitene kadar bekle."
“Zamanın durduğu o geceyi unutmadık”
Programın koordinasyonunu üstlenen YTÜ Afet ve Acil Yardım Koordinatörü Dr. Öğr. Üyesi Murat Ergenekon Selçuk, 6 Şubat gecesi yaşanan yıkımın büyüklüğünü teknik veriler ve kişisel deneyimleriyle paylaştı. Bölgeye intikal eden İDEA arama kurtarma ekibinin içinde yer aldığını belirten Selçuk, afet anında organize olmanın hayati önemine vurgu yaptı.
Bireysel çabaların toplumsal bir güce dönüşmesi gerektiğini ifade eden Selçuk, “Sadece yitirdiğimiz canları anmak için değil afet kapasitemizi artırmak ve afete dirençli bir toplum haline gelmek üzere Rektörlüğümüzün destekleriyle kurulan koordinatörlüğümüzün ilk eğitimini gerçekleştiriyoruz. Bilinçli bir dayanışma ruhuyla, gelecekteki olası afetlere karşı akademik ve operasyonel hazırlığımızı en üst seviyeye çıkaracağız” dedi.
“Sahanın gerçekleri ve insani dayanışma”
Programda söz alan YTÜ Sivil Savunma Uzmanı Musa Çetiner ise 6 Şubat’ta 257 yakınını kaybetmesine rağmen görev bilinciyle yürüttüğü lojistik çalışmaları duygusal bir dille aktardı.
Üniversite yönetiminin desteğiyle bölgeye ulaştırılan yardımların ve kampüslerde misafir edilen depremzedelerin hikayelerini paylaşan Çetiner, “Acımız ne kadar büyük olursa olsun, arkamızdaki akademik ve idari desteğin gücüyle dik durmak ve diğer insanlara el uzatmak zorundaydık” ifadelerini kullandı.
14 canımızı yüreğimize gömdük
Anma programının en duygusal anları, asrın felaketinde yitirilen Yıldız Teknik Üniversitesi mensuplarının isimlerinin tek tek okunduğu dakikalarda yaşandı. Tören sırasında yapılan duygusal paylaşımda YTÜ Ailesinin yaşadığı derin üzüntü dile getirilirken, kayıpların anısının bilim ve üretimle yaşatılacağı vurgulandı.
Depremde hayatını kaybeden ve Yıldız’ın sönmeyen ışıkları olarak nitelendirilen 14 öğrenci ve mezun, bölümlerinin anons edilmesiyle bir kez daha rahmetle anıldı:
- Hamis Mertcan Güler – Gemi İnşaatı ve Gemi Makineleri Mühendisliği
- İpeksu Türk – Biyomedikal Mühendisliği
- Mustafa Çetin – İlköğretim Matematik Öğretmenliği
- Ahmet Enes Bindebir – İngilizce Öğretmenliği
- Doğukan Alper Azkara – Gemi İnşaatı ve Gemi Makineleri Mühendisliği
- Hamza Demlehi – Moleküler Biyoloji ve Genetik
- Bilge Kağan Yıldız – Mekatronik Mühendisliği
- Nazan Tuşak – Mimarlık
- Tuğçe Açıkgöz – Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği (YL)
- Tolga Akçay – Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği
- Ahmet Oruç – Matematik
- Büşra Atasoy Kılıç – Harita Mühendisliği
- Büşra Çam – İnşaat Mühendisliği
- Mustafa Yeğin – Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler