IxDA ve Core77′de Tartışılanlar: 29 Ocak 2009

February 5th, 2009 by admin

(Bu metnin zaman damgası tasdix.com tarafindan yapılmıştır. Baska Web sitelerinde ve baska mecralarda kismen ve tamamen yayınlanamaz)

IxDA ve Core77′de Tartışılanlar: 29 Ocak 2009

Geçen hafta Core77‘de tartışılan en dikkat çekici konu, sezgiye dayalı tasarım ile metoda dayalı tasarım karşılaştırmasıyken, IxDA‘da mühendislerin baskın olduğu bir çalışma ortamında tasarımcıların kendilerini nasıl ifade etmesi gerektiği konusu dikkat çekti. Ses ile etkileşim konusunda çalışmak isteyenlere kaynaklar önerildi.

Geçen hafta Core77‘de tartışılan sezgisel/metotsal tasarım karşılaştırması, Alman ve İtalyan tasarım geleneklerinin neden başarılı olduğu tartışması üzerinden ortaya çıktı. Fakat sonrasında tasarımdaki yaklaşımın Alman ve İtalyan şeklinde belli uluslara malederek değil, daha genel anlamıyla sezgisel ve mantıksal/metotsal tasarım olarak ayrıldığı ortaya konuldu. Amerika örneği, bazıları tarafından tasarım sürecini pazarlama süreciyle ve şirketlerle daha entegre oluşturduğu için, Avrupa ülkelerinden daha başarılı bulundu. Avrupa’daki tasarımın pek çok kişi tarafında sanat gibi yaklaşıldığı belirtiliyor. Bu yaklaşıma karşılık Amerika’nın ekonomik parametreler tarafından yönlendirilen bir tasarım anlayışı olması eleştiriliyor. Ne var ki buradaki başarı da pazar başarısı olarak ortaya çıkıyor. Bununla birlikte tasarımdaki yaklaşım sayısı üçe çıkıyor: (1)sezgisel ve artistik kaygılarla yapılan tasarım; (2)metotlara dayalı ve mantıksal bir süreç olarak yapılan tasarım; ve (3)marketin ihtiyaçları doğrultusunda ekonomik parametrelerin belirlediği tasarım. Hangisinin doğru olduğunun ise cevabı tasarımcının kendini nasıl konumlandırdığına göre ve içinde çalıştığı ortama göre değişken bir konu.

Geçen hafta IxDA’da tartışılan en güncel konu ise, mühendislerin baskın olduğu bir proje ortamında, tasarımcının yerini ve kimliğini doğru ifade edebilme mücadelesi. Bu konudaki en sık tekrarlanan sıkıntı, mühendislerin, bir projenin yapımını tamamen kendilerine mâli etmeleri ve tasarımcıların proje sürecindeki önemini göz ardı etmeleri. Ya da etkileşim tasarımı konularında da kendilerini yetkin görüp, tasarımcıyı sürecin sonuna bırakmaları. Halbuki özellikle HCI ve etkileşim tasarımı açısından, bir projenin bitmeden tasarımcının da görüşleri alınarak projenin yürütülmesinin çok önemli olduğu düşünülüyor. Tasarımcıların sadece usability(kullanılırlık) testlerinde bir fonksiyonu olduğu düşünülebiliyor. Bu durumu genelleştirmek mümkün değilse de, benzer sıkıntıların yaşanmaması için tasarımcılara verilen en önemli tavsiye, bir proje alırken, iş tanımlarını karşılıklı olarak çok ayrıntılı bir biçimde yapmaları. Kağıt üzerinde yetkilerini ve proje sürecinin hangi aşamalarında söz sahibi olduklarını kanıtlamadan, kendi mesleki gerekliliklerini anlatabilmek, özellikle tasarım alanının henüz olgunlaşmadığı ortamlarda, çok daha zor.

Geçen hafta IxDA’da tartışılan bir diğer konu, sesin etkileşim tasarımında kullanımına ilişkindi. Bu konuda Michel Chion‘un kitabı, Paul Robare‘ın Jodi Forlizzi ile birlikte sesin kullanımının tarihi üzerine yazdıkları yazı ve yazı için yapılan yorumlar, ve ürün tasarımında ses kullanımıyla ilgili bir haber listesi, bu konuyla ilgilenen tasarımcılara önerilenler arasındaydı.

İş İlanı: Boston’daki Aveda Firması, kullanıcı deneyimi konusunda özelleşmiş uzman tasarımcılar arıyor. İlanda 7 yıldan daha fazla bir iş deneyimi ve portfolio isteniyor.

Editör: Umut Tasa, YTÜ, İnteraktif Medya Tasarımı YL

IxDA ve Core77′de Tartışılanlar: 22 Ocak 2009

January 22nd, 2009 by umuttasa

(Bu metnin zaman damgası tasdix.com tarafindan yapılmıştır. Baska Web sitelerinde ve baska mecralarda kismen ve tamamen yayınlanamaz)

IxDA ve Core77′de Tartışılanlar: 22 Ocak 2009

Geçen hafta IxDA listelerinde tartışılan en dikkat çekici konu Kansas Üniversitesi‘nde açılan Etkileşim Tasarımı ve Tasarım Yönetimi Yüksek Lisans Programları ve tasarımın uzaktan eğitimle mümkün olup olmayacağı iken, Core77′de tasarımcıların kimin için çalıştıkları üzerine etik bir tartışma yapıldı.

Geçen hafta IxDA’da 2008 başında Kansas Üniversitesi’nde açılan Etkileşim Tasarımı ve Tasarım Yönetimi yüksek lisans programlarının, 1 Nisan son olmak üzere, önümüzdeki sene için başvuruları kabul ettiği duyurusu üzerinden, tasarım eğitiminin uzaktan (online) mümkün olup olmayacağı üzerine bir tartışma başladı. Bu konuda ikiye ayrılan tasarımcıların bir kısmı, tasarım eğitiminde stüdyo çalışmasının olmazsa olmaz bir parça olduğunu, eğitimin bire bir olması gerektiğini, online bir biraradalığın eğitim için yeterli olmayacağını şiddetle savunuyorlar. Ne var ki bir diğer grup, uzaktan eğitim sorununum zaten etkileşim tasarımcılarının çözmesi gereken bir sorun olduğunu, birebir stüdyo eğitimini karşılamayacağı gerekçesiyle uzaktan eğitimi çöpe atmanın yanlış olduğunu, özellikle yüksek lisans aşamasında, ve aile gibi faktörler kişileri belli bir düzene mecbur bıraktığı için, uzaktan eğitimin onlar için de bir imkan yaratabileceği ve başarılı olabileceğini düşünüyorlar. Uzaktan, online veya birebir tasarım stüdyo çalışmalarının, her ikisinin de birbirine göre farklı avantaj ve dezavantajları olduğunu kabul etmek, birbirlerinin yerine geçmese de, uzaktan eğitimi nasıl daha iyi hale getirilebilir üzerine çalışmak gerektiği belirtiliyor.

Core77′de tartışılan en ilgi çekici konu ise, tasarımcıların kimin için tasarım yaptığı sorusu üzerine yaşandı. Tasarımcıların büyük çoğunluğu tarafından, tasarım profesyonel bir meslek olduğu için, ve müşterisi ve/veya işvereni sektör olduğu, tasarımın bağımsız bir meslek olmadığı, ve tasarımcıların tasarım yapma sebeplerinin, maddi gelir sağlamak ve aileleri olduğu dile getirildi. Ne var ki, bunu tasarım yaparak sağlamanın, daha yaratıcı bir meslek olduğu için başka mesleklere göre üstünlükleri olduğu dile getiriliyor. Fakat bir başka grup tasarımcı, tasarımcının aynı zamanda mesleki bir sorumluluk sahibi olduğunu, tasarladıkları ürünlerin sadece müşterilerinin çıkarlarına hizmet etmesi değil, aynı zamanda sosyal etkilerini göz önünde bulundurmaları gerektiğini dile getiriyorlar. Ne var ki marketin beklentileri, genellikle sosyal sorumlulukla çelişiyor, ve tasarımcılar sosyal sorumluluklarını işlerine taşırlarsa, işlerini kaybetme tehlikesini yaşayabiliyorlar. Bu durumda tasarımcılara hem sorumlu ve ahlaklı bir tasarımcı olmayı, hem de müşteri ve işverenlerinin beklentilerini karşılayacak profesyonellikle çalışmayı birarada başarabilmek gibi önemli sorunu çözmek düşüyor.

İş İlanları: Şangay’da bulunan Frog Design HR, etkileşim, web, mobil, ve motion tasarımı konularının birinde çalışabilecek, stajyer tasarımcıları arıyor.
İngiltere, Milton Keynes Açık Üniversitesi (Open University), Tasarım araştırmaları, Sürdürülebilirlik, ve Kompleksite konularında hem araştırma hem de öğretim görevlerinde yeralabilecek tasarımcılar arıyor. Yıllık ücret, adayın deneyimine göre £36,532–£52,086 arası değişebiliyor.
Amerika Kaliforniya’daki, özellikle mobil ortamlarda arayüz tasarımı üzerine çalışan Punchcut LLC, tasarım yönetimi konusunda çalışabilecek tam zamanlı etkileşim tasarımcısı arıyor.

Editör: Umut Tasa, YTÜ, İnteraktif Medya Yüksek Lisans Programı

IxDA ve Core77′de Tartışılanlar: 15 Ocak 2009

January 15th, 2009 by umuttasa

(Bu metnin zaman damgası tasdix.com tarafindan yapılmıştır. Baska Web sitelerinde ve baska mecralarda kismen ve tamamen yayınlanamaz)

IxDA ve Core77′de Tartışılanlar: 15 Ocak 2009

Geçen hafta listelerde Microsoft’un son multitouch ürünü Microsoft Surface ve Windows 7 işletim sistemi ile, akordeon menülerinin kullanılırlığı üzerine tartışıldı.

Geçen hafta IxDA’da Microsoft’un multitouch ürünü Microsoft Surface ile ilgili dikkate değer bir tartışma yapıldı. Etkileşim tasarımının geleceğinin, mutlitouch yüzey(surface) tasarımları sonrası nasıl değişebileceği üzerine tasarımcıların farklı görüşleri bulunuyor. Kimisi geleneksel masaüstü ve dizüstü bilgisayarlarının yerine geçmeyeceğini, duvara monteli info-kiosklar, masaya monteli oyun ve okuma gibi daha özel amaçlar için kullanılacağını düşünüyor. Fakat pek çok tasarımcı da Microsoft Surface‘in hayat değiştirebilecek bir deneyim olduğunu düşünüyor. Tüm bir masaüstü bilgisayar sisteminin yerine geçmese de, mobil cihazlarda, ortak kullanılan uygulamalarda, duvar ve masa ortamlarında, gittikçe hayatımıza daha fazla gireceğini düşünüyorlar. İşletim sistemi olarak da kimi tasarımcı tarafından Vista tabanlı özel bir interaktif bilgilendirme sistemlerine uygun bir işletim sistemi olabileceği ifade ediliyor. Fakat Windows 7‘nin yabana atılmaması gerektiğini, multitouch yüzey için oldukça kullanılabilir ve iyi bir tasarım olduğunu düşünen tasarımcılar da var. Multitouch arayüzlerin geleceği ve “gestural interface” denilen arayüzü bir takım el jestleriyle kullanmak konusunda önemli kaynaklar önerildi. Tomer Moscovich’in bu konu üzerine yaptığı doktora tezi, Intuilab fimasının multitouch ekibinin Intuiface tasarımı ve Touch User Interface sitesindeki örnekler incelemeye değer. Gestural arayüz tasarımıyla ilgili Dan Saffer‘in kitabı Designing Gestural Interfaces ve bu kitabın web sitesi de bu alanda çalışmayı düşünen etkileşim tasarımcıları için önemli bir kaynak.

Geçen hafta tartışılan bir diğer konu bir örneğine linkten ulaşabileceğiniz akordeon biçimli arayüz menülerinin kullanılabilirliği üzerineydi. Tartışmalar iki nokta üzerinde odaklanıyor, birincisi akordeon menülerinin kullanımının gerçekten gerekli olup olmayacağı üzerineydi. Bazı tasarımcılar, erişilebilirlik (accesibility) ilkeleri açısından akerdoen menülerinin kesinlikle kullanılmaması gerektiğini ifade ediyorlar. Kimi tasarımcılar ise bazı durumlarda akerdoen menülerinin uygun bir kullanım olabileceği görüşünde. Örneğin alt menüleri kolaylıkla görmeyi gerektiren arayüzlerde, Sıkça Sorulan Sorulan kısımlarında, akerdoen kullanımı bazı tasarımcılar tarafından öneriliyor. Tartışmanın ikinci noktası, bu menünün kullanımı durumunda, menü başlıkları arasında, kullanıcı sayfada gezinmiyorken, auto-switch ile
menünün kendiliğinden açılıp tüm başlıkları ve altlarında neler olduğunu kullanıcıya tanıtması eyleminin kullanılabilir(usable) olup olmadığı ve menünün imleç üzerine geldiği anda mı yoksa tıklama eylemiyle mi açılmasının doğru olduğu üzerineydi. Bu konuda da farklı görüşler mevcutsa da, genel eğilim auto-switch özelliğinin dikkat dağıtabileceği için çok da gerekli olmadığı, menüde de tıklama eyleminin daha kullanılır olduğu şeklinde.

İş İlanları: Intuit Firması Georgia, Amerika’da çalışmak üzere, online banka ve finans işlemlerinin gerçekleştirileceği uygulamalarının kullanıcı arayüzü tasarımı, bilgi mimarisi, kullanılırlığı konularında çalışabilecek deneyimli etkileşim tasarımcıları arıyor.

Aynı firma’nın(Intuit), Kaliforniya’daki birimi için verdiği bir etkileşim tasarımcısı ilanı daha mevcut.

Blackberry ise, Pleasanton’daki bir müşteri firmayla yaptıkları, 3 aylık bir mobil ortam kullanıcı arayüzü tasarımı projesinde çalışabilecek, etkileşim tasarımcıları arıyor.

Editör: Umut Tasa, YTÜ İnteraktif Medya Tasarımı YL

IxDA ve Core77′de Tartışılanlar: 8 Ocak 2009

January 8th, 2009 by umuttasa

(Bu metnin zaman damgası tasdix.com tarafindan yapılmıştır. Baska Web sitelerinde ve baska mecralarda kismen ve tamamen yayınlanamaz)

IxDA ve Core77′de Tartışılanlar: 8 Ocak 2009

Geçen hafta IxDA listelerinde tartışılan en ilgi çekici konular, etkileşim tasarımında strateji ve etkileşim tasarımında kullanıcı araştırmaları konusuydu. Core77′de ise son yılların en etkileyici 20 kavramsal etkileşim tasarımı örneği paylaşıldı.

Geçen hafta IxDA’da, “Designing for Interaction” kitabının 2.baskısını hazırlayan Dan Saffer, bu baskıya Tasarım Stratejileri başlıklı bir kısım eklemek istediği konusunu, diğer IxDA tasarımcılarının görüşüne açtı. Bu konu, etkileşim tasarımcılarının “NE”yi, NİÇİN tasarlayacaklarına karar vermeleri için nasıl bir strateji geliştirebilecekleri üzerine olacak. Bu konudaki görüşlerde, bu strateji müşterinin mi, tasarım ekibinin mi, yoksa projenin mi stratejisi mi olduğuna göre değişeceği görüşü bildiriliyor. Tasarım ekibiyle şirketin ilişkisine ve stratejiden kimin sorumlu olduğuna göre de değişken bir konu olduğu bildiriliyor. Bu konuda, genellikle “iş stratejisi”nden sorumlu kişilerin, tasarım ekibi dışından olması sebebiyle, bu kişilere “etkileşim tasarımı”ı anlatabilmenin, daha önemli olduğunu düşünen tasarımcılar mevcut. Fakat yine de, tasarımcıların da, sadece tasarım ekiplerinin değil, projenin, firmalarının ve müşterilerinin iş stratejisini de anlamaları, ve o doğrultuda tasarım geliştirmeleri, çok önemli. Ancak bu şekilde şirketin stratejisine katkıda bulunabilecekleri belirtiliyor. Ürün geliştirme süreçlerinde tasarımcıların liderliğinin rolü üzerine, dört tasarımcının “Design Vision”(Tasarım Vizyonu) tartışması da, ilgi çekici bir kaynak.

IxDA’da tartışılan bir diğer, araştırma çatısının nasıl kurulabileceği konusuydu. Buna göre, bir tasarım projesinde yapılacak kullanıcı araştırmasının çerçevesinin çizmek için, neleri sorulacağı, nelerin gözleneceği, ve o tasarım için hangi metodun kullanılacağına baştan karar vermek gerekiyor. Ayrıca araştırma konusundaki zorluk, çerçevesini çizmekle bitmiyor. Pek çok tasarımcı/araştırmacı, alan çalışması yaparak kullanıcılarla görüşmeler yapmanın, veri toplamanın önemini kabul ediyorlar, fakat sonra bu verilerin nasıl değerleneceği konusu da en az bunun kadar önemli bir iş gerektiriyor. Bu konuda, tasarımcı Joel Laumans’ın önceki ekibiyle hazırladıkları “Generic work process” (Genel iş akışı) çalışması, tasarım süreci konusunda aydınlatıcı nitelikte.


Geçen hafta Core77′de ise, etkileşim tasarımı konusunda son yıllarda yapılan en etkileyici konsept tasarımlarından örnekler verildi.
“Interaction design blog”da verilen örneklerde, Nokia888, suyla etkileşim, Reactable, ve Sony’nin elma biçimli uzaktan kumandası gibi ünlü örnekler mevcut.

İş İlanı: Yazılım geliştirme projelerinin arayüz tasarımı ekibinin başında yeralmak üzere, Kaliforniya Tahoe Gölü yakınlarındaki kimliği şuan açıklanmayan bir firma tarafında arayüz tasarımcısı aranıyor.


Editör: Umut Tasa, YTÜ, İnteraktif Medya Tasarımı YL

IxDA ve Core77′de Tartışılanlar: 2 Ocak 2009

January 2nd, 2009 by umuttasa

(Bu metnin zaman damgası tasdix.com tarafindan yapılmıştır. Baska Web sitelerinde ve baska mecralarda kismen ve tamamen yayınlanamaz)

IxDA ve Core77′de Tartışılanlar: 2 Ocak 2009

2008′in son günlerinde tasarım bloglarında tartışılan konular özetle, mobil telefonlarla aktive edilebilen sokak lambaları ve web formlarında ülke seçimi özelliği konularıydı. Ayrıca web 2.0 ve engellilik konularında güzel örnekler verildi ve web’in gelişimi tartışıldı.

BBC’de yayınlanan bir haberde Doerentrup, Almanya sâkinlerinin cep telefonlarını kullanarak sokak lambalarını nasıl aktive ettikleri yayınlandı. Elektrik tasarrufu sağlama amacıyla geçilen uygulamaya göre sâkinlerin önce belirli bir numarayı telefonlarından aramaları, sonra yakmak istedikleri sokak lambasının kodunu telefonlarından girmeleri gerekiyor. Bu haberden yola çıkan tartışmada, bu işlem için gereken numerik bir kod girişi zorunluluğunun, özellikle yaşlı insanlar için çok kolay olmayabileceği tartışılıyor. Hizmet çoğunlukla yaşlıları hedeflerken, hafıza problemini sık yaşayan bu kesim için, kullanacakları her sokak için 6 haneli bir kodu hatırlama ve kaydetme gerekliliğindense, sesli tanıma sisteminin daha iyi bir seçenek olabileceği bazı tasarımcılar tarafından ifade ediliyor. Ne var ki sesli tanıma sisteminin de başka dezavantajları mevcut. Başka bir çözüm ise kodların hatırlanması gerekliliğindense, her lambaya o lambanın kodunun yazılarak işlemi kolaylaştırabileceği ifade ediliyor. Daha yenilikçi bir çözüm olarak, siz yanlarından geçtiğiniz anda lambalar tarafından algılanan bluetooth sensorleri öneriliyor.

Geçtiğimiz günlerde tartışılan bir diğer konu web formlarında sıklıkla karşılaşılan ülke seçimi özelliğiydi. Kimi tasarımcılar UN(Birleşmiş Milletler) listesindeki dünyanın toplam 195 ülkesinin her birinin alfabetik sırayla yeraldığı bir açılır liste (dropdown-box) kullanmanın, en erişilebilir(accessible) ve uygun çözüm olduğu görüşünde. Bir diğer görüş, ülke isminin metin olarak girilirken, her girilen harfle mevcut listede dinamik olarak aranarak bulunan muhtemel sonuçların otomatik tamamlanması ve listelenmesi. Bazı formlarda ise, giriş hangi ülkeden yapılıyorsa, o ülkenin en başta yer alması, diğer 195 ülkenin alfabetik sıralanması çözümü var. Fakat bu konuda yapılan bir usability testinde, insanların ülkelerini genellikle o harfin sıralandığı yerlerde aradıkları, aslında en üstte olduğunu hemen farkedemeyip zaman kaybettiklerini ortaya koymuş. Bir diğer öneri, ülkelerin zoom edilebilen grafik bir dünya haritasından seçilmesi. Çünkü metin olarak seçme durumunda, her ülkenin kendi dilinde mi yazılması gerektiği, yoksa formun dilinde mi yazılması gerektiği konusu da tartışmalı. Fakat bu konuda ağırlık, formun geri kalanı hangi dildeyse, o dilde yazılması gerektiği fikrinde.

Geçen hafta içerisinde tartışılan bir diğer konu da web 2.0 ve engellilik (disability) konularındaki iyi örneklerdi. Bu konuda yoğun olarak çalışan Derek Featherstone‘un Eylül’de Web Direction South‘da yaptığı sunumu ve diğer çalışmaları, örnek olarak gösterildi. Önerilen bir diğer kaynak webAIM.org‘un arşivleriydi. Bazı tasarımcılar web 2.0′ın AJAX ile özdeşleştirilmesinden rahatsız.
Web’in gelişimiyle ilgili olarak da şöyle bir sıralama yapılıyor:
Web 1.0: web yazarları tarafından sağlanan içerik
Web 2.0: sosyal web. (kullanıcılar tarafından sağlanan içerik)
Web 3.0: semantik web.
Web 4.0: self-aware (kendisinin farkında) web.

İş İlanı: Amerika Boston, Massachusetts’deki CM Access firması, freelance çalışan grafik tasarımcıları arıyor. Tasarımcıların sanat yönetimi, marka ve kurumsal kimlik, tasarım ve proje yönetimi konularında çalışması bekleniyor.

Editör: Umut Tasa, YTÜ, İnteraktif Medya Tasarımı YL

IxDA ve Core77′de Tartışılanlar: 25 Aralık 2008

December 25th, 2008 by umuttasa

(Bu metnin zaman damgası tasdix.com tarafindan yapılmıştır. Baska Web sitelerinde ve baska mecralarda kismen ve tamamen yayınlanamaz)

IxDA ve Core77′de Tartışılanlar: 25 Aralık 2008

Geçen hafta listelerde tartışılan en ilgi çekici konular, Tufte’nin “sparkline” olarak adlandırdığı bilgi görselleştirme yöntemi üzerine bir örnek tasarım ve pek çok sitede yer alan “Arkadaşına E-mail Gönder” seçeneğinin doğru olup olmadığı üzerine yapılan tartışmalardır. Ayrıca MacWorld konferansı ve çeşitli iş ilanları duyuruldu.

Geçen hafta tartışılan en ilgi çekici konu, ilk kez ünlü bilgi tasarımcısı Edward Tufte tarafından sparkline olarak adlandırılan bilgi görselleştirme yöntemiydi.

Bir örneği resimde görülen sparklinelar, Tufte’ye göre küçük, yüksek çözünürlüklü, metin, görsel ve rakamların birarada bulunduğu bağlamlarda kullanabilen, grafikler. Klasik anlamdaki grafik, çizelge ve tablolar, mümkün olduğunca fazla bilgiyi içerme amacını güderken ve metinden ayrı olarak konumlandırılırken, sparkelinelar bahsi geçtiği yerde metinin içine gömülebilen, metinle aynı ebatlarda, tasarımı basit, fakat bu basitliğe rağmen bilgiyi yoğun olarak içerebilen etkili grafikler. Buna rağmen kullanımları pek yaygın olmayan sparkline’ların kullanıldığı, Petflight.com sitesi IxDA tasarımcıları tarafından bu açıdan değerli bulunurken, kullanım yerindeki oranlar ve boyutların karışıklık yaratmamasına daha fazla özen gösterilmesi gerektiği ifade edildi.

Bir diğer konu ise web sitelerinde görmeye gittikçe daha fazla alışmakta olduğumuz “Arkadaşına e-mail gönder” seçeneğiydi. Bu seçeneklerle ilgili kimi tasarımcılar, e-mail adreslerinin kaydedilip daha sonra reklam ve spam gibi amaçlarla kullanılabileceğinden çekindiklerini ifade ederlerken, başka tasarımcılar kendi tasarladıkları web sitelerde bizzat bu özelliği eklediklerini fakat e-mail adreslerini kesinlikle kaydetmedikleri, ve de pek çok kişinin bu ve buna benzer paylaşım seçeneklerini yaygınlıkla kullandıklarını ifade ettiler. Sitede ulaşılan bir makale, bir haber, bir görsel veya video, bu her ne olursa olsun, insanlar hem arkadaşlarını bunlardan haberdar edebilmek için, hem de arşiv amaçlı kendilerine gönderiyorlar. Fakat bir alternatif bunu sitenin kendi sistemi üzerinden değil, kendi e-maillerinden link vererek göndermek. Güven sorununu böyle aşmakla birlikte, bazı mail sunucularının Yahoo ve Gmail gibi genel adresleri blokladığı için, bu seçeneğin daha verimli olduğunu düşünüyorlar. Ayrıca zaten üyelik gerektiren ve mail adresinin kayıtlı olduğu ortamlarda, örneğin NYTimes gazetesinin bu seçeneğinin herkes tarafından kullanılması, uzun vadede “en çok hangi haberler gönderilmiş” gibi istatistiki ve ilgi çekici bilgilerin sunulmasına olanak veriyor.

Duyuru: Endüstriyel tasarım ağırlıklı olmakla birlikte pek çok tasarım yarışmasının güncel olarak duyurulduğu Core77′de, 5-9 Ocak 2009 tarihleri arasında San Francisco’da MacWorld 2009 konferansının yapılacağı duyuruldu. Sergiler, tanıtım gösterileri ve piyasa uzmanları tarafından 140′ın üzerinde eğitim oturumlarının yer alacağı konferansın sponsoru SolidWorks.

İş İlanları: Brooklyn, Los Angeles, Atlanta ve Londra gibi çeşitli şehirlerde faaliyet gösteren, ve müşterileri arasında
IKEA, MTV, Atlantic Records gibi ünlü firmalar olan yenilikçi tasarım firması HUGE, Los Angeles-Kaliforniya’daki ofisinde çalışmak üzere, Bilgi Mimarisi ve Kullanıcı Deneyimi konularına hakim etkileşim tasarımcıları arıyor.
Kinfo firması, Kaliforniya, A.B.D.’de çalışmak üzere orta seviye etkileşim tasarımcısı arıyor. Aile tüketici ürünleri üzerine çalışan firma 4 yıldan fazla deneyim ve web tasarımı, kullanıcı deneyimi ve ilüstrasyon konularında deneyim arıyor.

Editör: Umut Tasa, YTÜ, İnteraktif Medya Tasarımı

IxDA ve Core77′de Tartışılanlar: 18 Aralık Perşembe

December 18th, 2008 by umuttasa

(Bu metnin zaman damgası tasdix.com tarafindan yapılmıştır. Baska Web sitelerinde ve baska mecralarda kismen ve tamamen yayınlanamaz)


IxDA ve Core77′de Tartışılanlar: 18 Aralık Perşembe

Geçen hafta Core77 listesinde tartışılan en güncel konu kullanıcı tarafından tasarım yapılmasının tasarım sektörünü nasıl etkileyebileceği üzerineyken IxDA’da etkileşim tasarımcıları, sosyal bir ortamda mesleklerini nasıl ifade ettiklerini, ve Herman Miller‘in görsel açıdan zengin sitesi http://thoughtpile.org‘u tartıştılar.

Geçen hafta Core77′de tartışılan kullanıcıların gittikçe daha fazla tasarım yapar hale gelmesiyle ilgili yapılan tartışma, bu durumun tasarımcıları nasıl etkileyeceği etrafında gelişti. Bu konuda son dönemdeki gelişmelerin, fotoğraf ve video ile ilgili yaşananlarla paralel olduğu düşünülüyor. Gittikçe daha fazla amatör insanın hatta neredeyse herkesin fotoğraf çekmesini sağlayan dijital araçlar, ve bu eylemin sosyal bir paylaşım ortamına dönüştüren Flickr gibi web siteleri sayesinde, fotoğraf profesyonel bir uğraş olmanın dışında herkesin dahil olduğu bir şey haline geldi. Fakat bu durumun profesyonel fotoğrafçıları kötü etkilemediği, tersine bu konuda bilinç geliştirdiği, ayrıca bu sosyal paylaşımın bir eğitim de sağladığı, ve profesyonel fotoğrafçılığı iyi yönde etkilediğini düşünen tasarımcılar, aynı şeyin tasarım konusunda da söz konusu olacağını ifade ediyorlar. Gittikçe ürünlerin kişiselleştirme seçenekleri artıyor, kullanıcılar, başkalarının tasarladığı ürünlerden ziyade, kendilerinin kişiselleştirebileceği, tasarımına müdahale edebileceği ürünlere daha fazla para ödüyorlar. Bir kısım tasarımcı bu durumun hem tasarım eyleminin değerini, hem de tasarımcıların sektörel konumunu kötü etkileyeceğini düşünürken, tam tersini düşünen tasarımcılar bu durumun engellenemeyecek bir süreç olduğunu, tasarımcıların yapması gerekenin bu değişimin içinde yeralmak olduğunu, bu kişiselleştirme ve kullanıcı tasarımı ortamında profesyonel tasarımcılar olarak kendi yerlerini koruyabileceklerini ifade ediyorlar.

Geçen hafta IxDA’da tartışılan ilgi çekici bir konu, etkileşim tasarımcılarının kendilerini sosyal bir ortamda nasıl tanımladıkları, “etkileşim tasarımcısı ne iş yapar?” sorusuna ne cevaplar verdikleri üzerineydi. Bu konuya verilen ilk cevaplar, kullanımı kolay ve iyi görünen web site ve uygulamaları geliştirmek, bir web sitesinin veya uygulamasının neye ve neden ihtiyacı olduğunu ve kullanıcıların bu görevleri nasıl yerine getireceğini ortaya koyup bunların tasarlanmasını sağlamak şeklinde. Daha ileri bir aşamada, kullanılan etkileşimli araçların hayatı kolaylaştırmaya yaramasını sağlamak, bir web sitesinin çerçevesini, iskeletini ve mantığını oturtup, sadece güzel değil aynı zamanda kullanılabilir halde tasarlamak, sezgi yoluyla kullanılabilecek web uygulamaları tasarlamak şeklinde cevaplar geliyor. Etkileşim tasarımcısı ne iş yapar sorusuna verilen keyifli bir cevap da, “Bilgisayarınıza bağırdığınız son zamanı hatırlayın, etkileşim tasarımcıları bunun bir daha olmaması için vardır.” şeklinde.

IxDA tasarımcılarının tartıştığı bir diğer konu olan Herman Miller’in web sitesi http://thoughtpile.org, görsel açıdan zengin yapısıyla dikkat çekiyor. Web sitesinin içeriğini, kişilerin rastgele düşüncelerinin yer aldığı bir havuz oluşturuyor. İçerik çoğu tasarımcı tarafından ilginç bulunmakla birlikte, fikirlerin tamamen rastgele bir şekilde seçilmesi eleştiriliyor. Bunun yerine fikirler arasında ilişkilendirmeler, bu ilişkilendirmelere dair görselleştirmeler ve yine görsel bir kavramlar dizisi mevcut olsaydı, kullanımı daha etkili bir tasarım olacağı ifade ediliyor. Bu haliyle sürekli aynı tasarımda gezinmenin uzun süre siteyi kullanmayı sıkıcı hale getirip zorladığı belirtiliyor.

İş İlanları: Big Fish firması, Seattle’da çalışmak üzere, görsel ve grafik tasarımı konusunda yetenekli, ve ayrıca kullanıcı deneyimi konularında çalışabilecek tasarımcılar arıyor.

San Francisco’da tam zamanlı çalışacak uzman etkileşim tasarımcıları aranıyor. İş tanımına göre tasarımcılardan tasarım öncesi yapılması gereken kullanıcı araştırmalarını ve görüşmeleri gerçekleştirip, personalar, senaryo ve proposallar oluşturmaları.

Editör: Umut Tasa, YTÜ, İnteraktif Medya Tasarımı YL

IxDA ve Core77′de Tartışılanlar: 4 Aralık 2008

December 5th, 2008 by umuttasa

(Bu metnin zaman damgası tasdix.com tarafindan yapılmıştır. Baska Web sitelerinde ve baska mecralarda kismen ve tamamen yayınlanamaz)

IxDA ve Core77′de Tartışılanlar: 4 Aralık 2008

Geçen hafta listelerde tartışılan konular, Persona yaratılmı ve rolleri, “sürekle bırak” eylemi için nasıl ipuçları verilebileceği, ve Gary Small adlı yazarın “”iBrain: Surviving the Technological Alteration of the Modern Mind” isimli kitabı üzerine yapılan tartışmalar olarak özetlenebilir.

Geçen hafta tartışılan konuların başında, tasarım firmalarında, özellikle kullanıcı deneyimi tasarımından sorumlu departmanlarda, persona ve mental model yaratımı konularının, hiyerarşik iş bölümünde kime düştüğü konusu geliyor. Bu konuda tasarımcıların verdiği bir yoruma göre, bu paylaşım, persona ve mental modellerin gerçek bağlamsal veriler üzerinden yaratılıp yaratılmamasına göre değişiyor. Böyle bir gerçek veri toplanması sürecinde, pazarlama ve kullanıcı araştırmasıyla daha ilgili olan roller bu süreçte yer alırken, gerçek verilerin toplanması mümkün olmayan durumlarda asıl iş etkileşim tasarımcısına düşüyor. Fakat tasarımcı ve araştırmacı rol ve ekiplerinin farklılaştığı durumlarda da bu ekipler arasında çok iyi bir iletişim kurulması, hatta mümkünse tasarımcıların da bu alan araştırmalarının bizzat içinde yer almaları tavsiye ediliyor. Çünkü son tahlilde hem persona hem de mental model oluşturulmasında so söz etkileşim tasarımcılarının.

Geçen hafta tartışılan bir diğer konu olan sürükle bırak eylemine ilişkin arayüzde ipuçları verme konusunda tasarımcılardan gelen fikirler arasında, sürükle bırak eylemiyle taşınabilecek nesnelerin üzerine gelindiğinden veya tıklanarak aktif hale getirildiğinde, imlecin sürükleme eylemini belirtecek bir şekilde değişmesi, bu objelere gölge etkisi verilmesi, veya obje aktif hale getirildiğinde herhangi bir köşesinde sürükleme eylemine dair bir ikon belirlemesi, gibi öneriler bulunuyor. Ayrıca bu konuda Yahoo! geiştiricilerinin konuyla ilgili çalışması ve Fluid Wiki Projesi‘nin raporu incelemeye değer.

Geçen hafta tartışılan bir diğer konu Gary Small adlı yazarın “iBrain: Surviving the Technological Alteration of the Modern Mind” isimli kitabıydı. Türkçeye “iBrain: Modern Aklın Teknolojik Dğeişiminde Hayatta Kalmak” şeklinde çevrilebilecek bu ilgi çekici kitapta beynin plastisitesi ve çevresel koşullara göre değişebilirliği, dolayısıyla günde saatlerce bilgisayar kullanmanın, özellikle günün en az bir saatini arama motorlarında arama yaparak geçirmenin, beynin bilgi işleme işlevini nasıl ciddi bir biçimde değiştirdiği üzerinde duruluyor. Bu değişim özellikle herhangi bir konuda uzun süre konsantre olarak oturup okumak gibi eylemleri gittikçe zorlaştırıyor. Benzer bir konu daha önce bloğa da taşıdığımız Atlantic’te yayınlanan “Google bizi aptallaştırıyor mu?” makalesinde de ele alınmıştı. Bu konuda önerilen bir başka kitap da, aslında teknolojinin her zaman bilişsel açıdan çok etkili olduğu, fakat yeni teknolojiyle bu durumun daha bir görünür hale geldiğini tartışan, Andy Clark’ın Natural Born Cyborgs (Doğuştan Cyborglar) kitabı.

İş İlanları:
Geçtiğimiz hafta içinde verilen iş ilanları arasında Amerika Kolorado’da faaliyet gösteren Crispin Porter + Bogusky firmasının verdiği etkileşim tasarımcısı ilanında, bilgi mimarisi konusunda deneyimli, tam zamanlı çalışabilecek etkileşim tasarımcıları aranıyor.
Bir diğer ilanda, Wireless Generation firması, New York Brooklyn’de çalışmak üzere, hem kullanıcı deneyimi tasarımı hem de ürün tasarımı konularında da deneyimli, tam zamanlı tasarımcılar arıyor.

Editör: Umut Tasa, YTÜ, İnteraktif Medya Tasarımı YL

IxDA ve Core77′de Tartışılanlar: 28 Kasım Cuma

November 28th, 2008 by umuttasa

(Bu metnin zaman damgası tasdix.com tarafindan yapılmıştır. Baska Web sitelerinde ve baska mecralarda kismen ve tamamen yayınlanamaz)

IxDA ve Core77′de Tartışılanlar: 28 Kasım Cuma

Geçen hafta listelerde tartışılan konular arasında “likert scale” olarak tanımlanan bir ankete dayalı araştırma yöntemi tasarımı ve kullanıcı deneyimi tasarımcısı ekipleri oluşturmak konuları dikkat çekiyor. Ayrıca 2009 yılına ait bir konferans ve program duyurusuna “Duyurular” kısmından ulaşılabilir.

IxDA’da en son tartışılmakta olan konu olan “Likert scale”, aslında sadece tasarımcıların değil, hemen herkesin bildiği bir yöntem. Bu yöntemde anket yapılan kişiden, formdaki ifadelere ne kadar katıldığını belirli bir aralıkta numaralandırması isteniyor. Örnek olarak 1′den 5′e kadar, “Tamamen katılıyorum”, “Kısmen katılıyorum”, “Bu konu hakkında fikrim yok”, “Pek katılmıyorum”, “Hiç katılmıyorum” şeklinde sınıflandırılan seçeneklerden birisi seçmesi isteniyor. Kullanıcı ve kullanılırlık testlerinde de sıklıkla kullanılan bu yöntemin nasıl tasarlanması ve kullanılması gerektiğiyle ilgili yapılan tartışmada, özellikle online yapılan testlerde, belirli bir sorudan fazla olunca kullanıcıların testin belirli bir noktasında dikkatlerinin dağılıp genellikle bıraktıkları, veya aynı cevabı okumadan verdikleri, dolayısıyla sonuçların geçersiz olacağı konusunda uyarılarda bulunuluyor. Ayrıca soruları belirli gruplar halinde bölmek, anketi doldurma deneyimini daha az sıkıcı hale getirebiliyor. Fakat soru sayısını örneğin 100 gibi yüksek bir rakamda tutmak pek önerilmiyor. Bir başka öneri 1-5 arası numaralandırma yapmak yerine, renk kodlarıyla katılım seviyesini temsil etmek. Örneğin “Yeşil” renk tamamen katılım ifade için kullanılabilirken, “Kırmızı” hiç katılmama ifadesini temsil edebiliyor.

Bir diğer tartışma konusu kullanıcı deneyimi tasarımı yapacak iyi bir ekibin nasıl oluşturulması gerektiği üzerineydi. Verilen yanıtlar içerisinde takım elemanlarının kendi arasında iyi iletişim kurabilmesi, sadece kendi içlerinde değil takım dışındakileri da kullanıcı deneyimini geliştirmek için öngörü geliştirebilmeleri yönünde eğitebilmeleri, organizasyon olarak kullanıcı deneyimini pazarlayabilmeleri, sadece kullanıcı deneyimi alanında değil iş dünyasına da ürünlerini ve servislerini geliştirebilmelerini sağlayacak projeler seçebilmeleri, değerlerini kanıtlayabilmeleri, belirli yöntemleri ve araçları tanıyıp, durumuna uygun olan kullanılırlık yöntemini uygulama becerileri olması, araştırma yapmayı ve araştırma sonuçlarını doğru değerlendirmeyi bilmeleri, iyi insan ilişkileri kurmaları diğer ekiplerle iyi ilişkiler içinde olmaları, kendi işlerini diğer ekiplere anlatabilmeleri, proje yöneticisinin proje yönetimi konusunda hakim ve yeterli olması özellikleri yer alıyor. Ayrıca “User Interface Engineering” grubunun konuyla ilgili makalesi de ilgi çekici.

Duyurular: Indiana Üniversitesi’nin “Connect 09″ başlığıyla düzenlediği HCI (insan-bilgisayar arayüzü) tasarımı konusunda düzenlediği program, tüm HCI ve etkileşim tasarımı öğrencilerine açık olarak 22-23 Ocak’ta düzenleniyor. Ayrıntılar web sitesinden edinilebilir.

Mobil etkileşim tasarımında kullanılırlık konulu Beyond the Browser: Usability in mobile interaction design konferansı 8 Ocak’ta gerçekleştirilecek. Konferansın açıklanan konuşmacı listesi şöyle:
*Scott Weiss* - Human Factors International. Author Handheld usability
*Tom Hume* - Future Platforms (Kesin)
*Antony Ribot* - Ribot (Kesin)
Andrew Harder – Nokia (Yanıt bekleniyor)

İş ilanları: Sabiha Gökçen Havalimanı için Yön Bulma Tasarımı iş ilanının son başvuru tarihi uzatıldı. Duyurusu hem IxDA’dan hem Bakvag‘dan kontrol edilebilir.

Editör: Umut Tasa, YTÜ İnteraktif Medya Tasarımı YL

IxDA ve Core77′de Tartışılanlar: 21 Kasım 2008

November 21st, 2008 by umuttasa


Geçen hafta listelerde, “persona”lar ile ilgili algılanan
problemler, yeni Gmail temaları, Dan Saffer’in kullanıcı hakları deklerasyonu ve global ekonomik kriz, tartışılan ilgi çekici konular arasındaydı.

Önceki hafta tartışmaya açılan eylem (aktivite) merkezli tasarım tartışmasından çıkan “persona”lar tartışması, bu konudaki önemli sorunlara ışık tutuyor. Buna göre ortaya konan problemler, birincisi “persona”ların, her ne kadar gerçek demografik bilgilerden yola çıkılarak oluşturulmuş olsalarda, nihayetinde gerçek bir kullanıcıyı değil, hayali bir idealizasyonu ifade ettiği belirtiliyor. İkincisi, var olan kullanıcı verilerini doğrudan kullanmak yerine, bunlardan personalar oluşturmak, verimlilik ve zaman açısından problem teşkil edebiliyor. Üçüncü ortaya konulan sorun ise persona oluşturulma sürecinin bilimsel olmaktan çok artistik bir süreç olduğu şeklinde. Çünkü aynı verilerden her tasarımcı farklı personalar üretebiliyor, bu da bilimsel bir yöntem izlenemediğini ifade ediyor. Bu eleştirilere karşı persona yaratımının sadece kullanılırlık testleri ve anketlerden edinilen verilerden oluşmaması gerektiği, esasında istatistikler, araştırmalar, psiko-grafik, tekno-grafik ve demografik verilerden yola çıkılan bilimsel bir süreçle oluşturulduğu ifade ediliyor. Bu şekilde uygulanabilirse personaların belirli kullanıcı gruplarını ve segmentlerini ifade eden temsili arketip kullanımlar olduğu belirtiliyor. Kullanıcı merkezli tasarım sürecinin doğru bir yöntemle uygulandığı takdirde olmazsa olmaz bir parçası olduğu pek çok tasarımcı tarafından ifade ediliyor.

Bir başka güncel tartışma, Gmail‘in yeni temaları üzerinden, arayüz tasarımında kullanıcı kişiselleştirmeleri (customization) konusunda yapıldı. Gmail’in yeni temaları hakkında farklı görüşler dile getirildi. Çoğu tasarımcı renk teorisi açısından temaları doğru bulmaz ve eleştirirken, ayrıca getirilen kişiselleştirmenin çok sınırlı olduğunu belirtirken, kişiselleştirmenin önemini vurgulayan tasarımcılar da Gmail’in bu adımının önemli bir başlangıç olduğunu ifade ediyorlar.

Geçen hafta IxDA’da açılan başka bir ilginç tartışma konusu ise, Dan Saffer‘in, “İnsan Hakları Beyannamesi”nden ilham alarak ilan ettiği “Kullanıcı Hakları Beyannamesi“. Kullanıcıların kendileriyle ilgili toplanan verilerin izinleri dışından kullanımının yanlış olduğu, tasarımların kişilere hiç bir açıdan zarar vermesi gerektiği, aksi takdirde kişilerin yasal hakları olması gerektiği, aksi durumlarda tasarımcıların, mühendislerin ve üreticilerin sorumlu olduğu gibi maddeler yeralan beyannamenin hem kendisi, hem de bunun üzerine geliştirilen tartışma dikkate değer.

Geçen hafta Core77′de ise global ekonomik krizden yola çıkılarak, dünyanın şuanki bulunduğu konum ve tasarımcılar olarak toplumu yeniden tasarlamak gerekip gerekmediği konusu ve bu ortamda iş ve staj olanaklarının nasıl etkileneceği konuları tartışıldı. Dünyanın içinde bulunduğu ekonomik kriz ve yapı ile ilgili, çok çeşitli görüşler dile getiriliyor. Krizin yeni bir yapılanmaya yol açacağı, ve esasen dünyanın tarihe bakıldığında şuan görece olarak hiç de kötü bir durumda olmadığı fikirlerinin yanında, gerek çevresel faktörler, gerek savaş ekonomisi, gerek yaşanan kriz ve gerekse nükleer gibi konuların dünyayı kötü bir noktaya götürdüğü, ve tasarımcıların bu konuda ekonomik ve toplumsal anlamda bir yeniden tasarım gerekliliğini vurgulaması gerektiği görüşleri de dile getiriliyor.

İş ilanı: YTÜ İnteraktif Medya Tasarımı olarak Sabiha Gökçen Havaalanı’nın yön bulma tasarımı (wayfinding) projesiyle ortaklığımız başladı. Geçen hafta IxDA’da bu proje için iş ilanı verildi.

Editör: Umut Tasa, YTÜ, İnteraktif Medya Tasarımı YL

« Previous Entries Next Entries »