IxDA ve Core77′de Tartışılanlar: 29 Ocak 2009
February 5th, 2009 by admin
(Bu metnin zaman damgası tasdix.com tarafindan yapılmıştır. Baska Web sitelerinde ve baska mecralarda kismen ve tamamen yayınlanamaz)
IxDA ve Core77′de Tartışılanlar: 29 Ocak 2009
Geçen hafta Core77‘de tartışılan en dikkat çekici konu, sezgiye dayalı tasarım ile metoda dayalı tasarım karşılaştırmasıyken, IxDA‘da mühendislerin baskın olduğu bir çalışma ortamında tasarımcıların kendilerini nasıl ifade etmesi gerektiği konusu dikkat çekti. Ses ile etkileşim konusunda çalışmak isteyenlere kaynaklar önerildi.
Geçen hafta Core77‘de tartışılan sezgisel/metotsal tasarım karşılaştırması, Alman ve İtalyan tasarım geleneklerinin neden başarılı olduğu tartışması üzerinden ortaya çıktı. Fakat sonrasında tasarımdaki yaklaşımın Alman ve İtalyan şeklinde belli uluslara malederek değil, daha genel anlamıyla sezgisel ve mantıksal/metotsal tasarım olarak ayrıldığı ortaya konuldu. Amerika örneği, bazıları tarafından tasarım sürecini pazarlama süreciyle ve şirketlerle daha entegre oluşturduğu için, Avrupa ülkelerinden daha başarılı bulundu. Avrupa’daki tasarımın pek çok kişi tarafında sanat gibi yaklaşıldığı belirtiliyor. Bu yaklaşıma karşılık Amerika’nın ekonomik parametreler tarafından yönlendirilen bir tasarım anlayışı olması eleştiriliyor. Ne var ki buradaki başarı da pazar başarısı olarak ortaya çıkıyor. Bununla birlikte tasarımdaki yaklaşım sayısı üçe çıkıyor: (1)sezgisel ve artistik kaygılarla yapılan tasarım; (2)metotlara dayalı ve mantıksal bir süreç olarak yapılan tasarım; ve (3)marketin ihtiyaçları doğrultusunda ekonomik parametrelerin belirlediği tasarım. Hangisinin doğru olduğunun ise cevabı tasarımcının kendini nasıl konumlandırdığına göre ve içinde çalıştığı ortama göre değişken bir konu.
Geçen hafta IxDA’da tartışılan en güncel konu ise, mühendislerin baskın olduğu bir proje ortamında, tasarımcının yerini ve kimliğini doğru ifade edebilme mücadelesi. Bu konudaki en sık tekrarlanan sıkıntı, mühendislerin, bir projenin yapımını tamamen kendilerine mâli etmeleri ve tasarımcıların proje sürecindeki önemini göz ardı etmeleri. Ya da etkileşim tasarımı konularında da kendilerini yetkin görüp, tasarımcıyı sürecin sonuna bırakmaları. Halbuki özellikle HCI ve etkileşim tasarımı açısından, bir projenin bitmeden tasarımcının da görüşleri alınarak projenin yürütülmesinin çok önemli olduğu düşünülüyor. Tasarımcıların sadece usability(kullanılırlık) testlerinde bir fonksiyonu olduğu düşünülebiliyor. Bu durumu genelleştirmek mümkün değilse de, benzer sıkıntıların yaşanmaması için tasarımcılara verilen en önemli tavsiye, bir proje alırken, iş tanımlarını karşılıklı olarak çok ayrıntılı bir biçimde yapmaları. Kağıt üzerinde yetkilerini ve proje sürecinin hangi aşamalarında söz sahibi olduklarını kanıtlamadan, kendi mesleki gerekliliklerini anlatabilmek, özellikle tasarım alanının henüz olgunlaşmadığı ortamlarda, çok daha zor.
Geçen hafta IxDA’da tartışılan bir diğer konu, sesin etkileşim tasarımında kullanımına ilişkindi. Bu konuda Michel Chion‘un kitabı, Paul Robare‘ın Jodi Forlizzi ile birlikte sesin kullanımının tarihi üzerine yazdıkları yazı ve yazı için yapılan yorumlar, ve ürün tasarımında ses kullanımıyla ilgili bir haber listesi, bu konuyla ilgilenen tasarımcılara önerilenler arasındaydı.
İş İlanı: Boston’daki Aveda Firması, kullanıcı deneyimi konusunda özelleşmiş uzman tasarımcılar arıyor. İlanda 7 yıldan daha fazla bir iş deneyimi ve portfolio isteniyor.
Editör: Umut Tasa, YTÜ, İnteraktif Medya Tasarımı YL


