IxDA ve Core77′de Tartışılanlar: 28 Kasım Cuma

November 28th, 2008 by umuttasa

(Bu metnin zaman damgası tasdix.com tarafindan yapılmıştır. Baska Web sitelerinde ve baska mecralarda kismen ve tamamen yayınlanamaz)

IxDA ve Core77′de Tartışılanlar: 28 Kasım Cuma

Geçen hafta listelerde tartışılan konular arasında “likert scale” olarak tanımlanan bir ankete dayalı araştırma yöntemi tasarımı ve kullanıcı deneyimi tasarımcısı ekipleri oluşturmak konuları dikkat çekiyor. Ayrıca 2009 yılına ait bir konferans ve program duyurusuna “Duyurular” kısmından ulaşılabilir.

IxDA’da en son tartışılmakta olan konu olan “Likert scale”, aslında sadece tasarımcıların değil, hemen herkesin bildiği bir yöntem. Bu yöntemde anket yapılan kişiden, formdaki ifadelere ne kadar katıldığını belirli bir aralıkta numaralandırması isteniyor. Örnek olarak 1′den 5′e kadar, “Tamamen katılıyorum”, “Kısmen katılıyorum”, “Bu konu hakkında fikrim yok”, “Pek katılmıyorum”, “Hiç katılmıyorum” şeklinde sınıflandırılan seçeneklerden birisi seçmesi isteniyor. Kullanıcı ve kullanılırlık testlerinde de sıklıkla kullanılan bu yöntemin nasıl tasarlanması ve kullanılması gerektiğiyle ilgili yapılan tartışmada, özellikle online yapılan testlerde, belirli bir sorudan fazla olunca kullanıcıların testin belirli bir noktasında dikkatlerinin dağılıp genellikle bıraktıkları, veya aynı cevabı okumadan verdikleri, dolayısıyla sonuçların geçersiz olacağı konusunda uyarılarda bulunuluyor. Ayrıca soruları belirli gruplar halinde bölmek, anketi doldurma deneyimini daha az sıkıcı hale getirebiliyor. Fakat soru sayısını örneğin 100 gibi yüksek bir rakamda tutmak pek önerilmiyor. Bir başka öneri 1-5 arası numaralandırma yapmak yerine, renk kodlarıyla katılım seviyesini temsil etmek. Örneğin “Yeşil” renk tamamen katılım ifade için kullanılabilirken, “Kırmızı” hiç katılmama ifadesini temsil edebiliyor.

Bir diğer tartışma konusu kullanıcı deneyimi tasarımı yapacak iyi bir ekibin nasıl oluşturulması gerektiği üzerineydi. Verilen yanıtlar içerisinde takım elemanlarının kendi arasında iyi iletişim kurabilmesi, sadece kendi içlerinde değil takım dışındakileri da kullanıcı deneyimini geliştirmek için öngörü geliştirebilmeleri yönünde eğitebilmeleri, organizasyon olarak kullanıcı deneyimini pazarlayabilmeleri, sadece kullanıcı deneyimi alanında değil iş dünyasına da ürünlerini ve servislerini geliştirebilmelerini sağlayacak projeler seçebilmeleri, değerlerini kanıtlayabilmeleri, belirli yöntemleri ve araçları tanıyıp, durumuna uygun olan kullanılırlık yöntemini uygulama becerileri olması, araştırma yapmayı ve araştırma sonuçlarını doğru değerlendirmeyi bilmeleri, iyi insan ilişkileri kurmaları diğer ekiplerle iyi ilişkiler içinde olmaları, kendi işlerini diğer ekiplere anlatabilmeleri, proje yöneticisinin proje yönetimi konusunda hakim ve yeterli olması özellikleri yer alıyor. Ayrıca “User Interface Engineering” grubunun konuyla ilgili makalesi de ilgi çekici.

Duyurular: Indiana Üniversitesi’nin “Connect 09″ başlığıyla düzenlediği HCI (insan-bilgisayar arayüzü) tasarımı konusunda düzenlediği program, tüm HCI ve etkileşim tasarımı öğrencilerine açık olarak 22-23 Ocak’ta düzenleniyor. Ayrıntılar web sitesinden edinilebilir.

Mobil etkileşim tasarımında kullanılırlık konulu Beyond the Browser: Usability in mobile interaction design konferansı 8 Ocak’ta gerçekleştirilecek. Konferansın açıklanan konuşmacı listesi şöyle:
*Scott Weiss* - Human Factors International. Author Handheld usability
*Tom Hume* - Future Platforms (Kesin)
*Antony Ribot* - Ribot (Kesin)
Andrew Harder – Nokia (Yanıt bekleniyor)

İş ilanları: Sabiha Gökçen Havalimanı için Yön Bulma Tasarımı iş ilanının son başvuru tarihi uzatıldı. Duyurusu hem IxDA’dan hem Bakvag‘dan kontrol edilebilir.

Editör: Umut Tasa, YTÜ İnteraktif Medya Tasarımı YL

IxDA ve Core77′de Tartışılanlar: 21 Kasım 2008

November 21st, 2008 by umuttasa


Geçen hafta listelerde, “persona”lar ile ilgili algılanan
problemler, yeni Gmail temaları, Dan Saffer’in kullanıcı hakları deklerasyonu ve global ekonomik kriz, tartışılan ilgi çekici konular arasındaydı.

Önceki hafta tartışmaya açılan eylem (aktivite) merkezli tasarım tartışmasından çıkan “persona”lar tartışması, bu konudaki önemli sorunlara ışık tutuyor. Buna göre ortaya konan problemler, birincisi “persona”ların, her ne kadar gerçek demografik bilgilerden yola çıkılarak oluşturulmuş olsalarda, nihayetinde gerçek bir kullanıcıyı değil, hayali bir idealizasyonu ifade ettiği belirtiliyor. İkincisi, var olan kullanıcı verilerini doğrudan kullanmak yerine, bunlardan personalar oluşturmak, verimlilik ve zaman açısından problem teşkil edebiliyor. Üçüncü ortaya konulan sorun ise persona oluşturulma sürecinin bilimsel olmaktan çok artistik bir süreç olduğu şeklinde. Çünkü aynı verilerden her tasarımcı farklı personalar üretebiliyor, bu da bilimsel bir yöntem izlenemediğini ifade ediyor. Bu eleştirilere karşı persona yaratımının sadece kullanılırlık testleri ve anketlerden edinilen verilerden oluşmaması gerektiği, esasında istatistikler, araştırmalar, psiko-grafik, tekno-grafik ve demografik verilerden yola çıkılan bilimsel bir süreçle oluşturulduğu ifade ediliyor. Bu şekilde uygulanabilirse personaların belirli kullanıcı gruplarını ve segmentlerini ifade eden temsili arketip kullanımlar olduğu belirtiliyor. Kullanıcı merkezli tasarım sürecinin doğru bir yöntemle uygulandığı takdirde olmazsa olmaz bir parçası olduğu pek çok tasarımcı tarafından ifade ediliyor.

Bir başka güncel tartışma, Gmail‘in yeni temaları üzerinden, arayüz tasarımında kullanıcı kişiselleştirmeleri (customization) konusunda yapıldı. Gmail’in yeni temaları hakkında farklı görüşler dile getirildi. Çoğu tasarımcı renk teorisi açısından temaları doğru bulmaz ve eleştirirken, ayrıca getirilen kişiselleştirmenin çok sınırlı olduğunu belirtirken, kişiselleştirmenin önemini vurgulayan tasarımcılar da Gmail’in bu adımının önemli bir başlangıç olduğunu ifade ediyorlar.

Geçen hafta IxDA’da açılan başka bir ilginç tartışma konusu ise, Dan Saffer‘in, “İnsan Hakları Beyannamesi”nden ilham alarak ilan ettiği “Kullanıcı Hakları Beyannamesi“. Kullanıcıların kendileriyle ilgili toplanan verilerin izinleri dışından kullanımının yanlış olduğu, tasarımların kişilere hiç bir açıdan zarar vermesi gerektiği, aksi takdirde kişilerin yasal hakları olması gerektiği, aksi durumlarda tasarımcıların, mühendislerin ve üreticilerin sorumlu olduğu gibi maddeler yeralan beyannamenin hem kendisi, hem de bunun üzerine geliştirilen tartışma dikkate değer.

Geçen hafta Core77′de ise global ekonomik krizden yola çıkılarak, dünyanın şuanki bulunduğu konum ve tasarımcılar olarak toplumu yeniden tasarlamak gerekip gerekmediği konusu ve bu ortamda iş ve staj olanaklarının nasıl etkileneceği konuları tartışıldı. Dünyanın içinde bulunduğu ekonomik kriz ve yapı ile ilgili, çok çeşitli görüşler dile getiriliyor. Krizin yeni bir yapılanmaya yol açacağı, ve esasen dünyanın tarihe bakıldığında şuan görece olarak hiç de kötü bir durumda olmadığı fikirlerinin yanında, gerek çevresel faktörler, gerek savaş ekonomisi, gerek yaşanan kriz ve gerekse nükleer gibi konuların dünyayı kötü bir noktaya götürdüğü, ve tasarımcıların bu konuda ekonomik ve toplumsal anlamda bir yeniden tasarım gerekliliğini vurgulaması gerektiği görüşleri de dile getiriliyor.

İş ilanı: YTÜ İnteraktif Medya Tasarımı olarak Sabiha Gökçen Havaalanı’nın yön bulma tasarımı (wayfinding) projesiyle ortaklığımız başladı. Geçen hafta IxDA’da bu proje için iş ilanı verildi.

Editör: Umut Tasa, YTÜ, İnteraktif Medya Tasarımı YL

November 14th, 2008 by umuttasa

(Bu metnin zaman damgası tasdix.com tarafindan yapılmıştır. Baska Web sitelerinde ve baska mecralarda kismen ve tamamen yayınlanamaz)

IxDA ve Core77′de Tartışılanlar: 17 Kasım 2008

Geçen hafta listelerde tartışılan en dikkate değer konu, aktivite merkezli tasarım (ACD) ve kullanıcı merkezli tasarım (UCD) üzerine yapılan tartışma ve karşılaştırmalardı.

Aktivite merkezli tasarım (ACD : activity centered design) ve kullanıcı merkezli tasarım (UCD: user centered design) üzerine yapılan tartışmada, öncelikle, bir tasarımın aktivite merkezli mi yoksa kullanıcı merkezli bir tasarım sürecinden mi geçtiğinin, kullanıcı ve müşteriler için bir fark yaratmadığı, onlar için önemli olanın sonuçta ortaya çıkan tasarım olduğu fakat tasarımcılar olarak bizlerin bunun ayırdına varmamız ve tasarım yaklaşımımızı ona göre belirlememiz gerektiği ifade edildi. Bu konu bir doktorun uyguladığı tedavi yöntemini hastanın bilemeyebileceği fakat doktorun bunu bilmemesinin imkansızlığı analojisiyle sunuldu. ACD ve UCD arasındaki ilk sunulan fark, ACD’de odak noktasının aktiviteler üzerinde, UCD’de ise kullanıcılar üzerinde olduğu şeklinde. Dolayısıyla örneğin personalar konusu, ACD yaklaşımında fazla bir önem görmüyor. Örneğin bir fotoğraf paylaşımı sitesi için, ACD yaklaşımı kullanıcıların yaşına veya ne tür fotoğraflar çektiğine odaklanmıyor, bunun yerine fotoğraf upload etme, paylaşma, indirme eylemleri üzerinden tasarımı kuruyor. ACD’yi bu şekilde tanımlayan UCD destekçileri, kullanıcıların amaçları, ihtiyaçları, bulunudukları konteksin tamamen dışarda bırakılmaması gerektiğini savunuyorlar. Homojen bir kullanıcı grubu için ACD, heterojen bir grup içinse UCD yaklaşımını öneriyorlar. Fakat UCD destekçilerinin ACD yaklaşımını yanlış ve eksik anladıkları yönünde başka bir yaklaşım mevcut. Buna göre ACD’nin kullanıcıların aktivitelerine, UCD’nin ihtiyaç ve amaçlarına odaklanıyor olması, ACD’nin kullanıcıları gözardı ediyor olduğu anlamına gelmiyor. Temel fark, kullanıcı aktivitelerine bakış açısı. ACD sistem perspektifindenn bakarken, UCD kullanıcı perspektifinden bakıyor. Bu açıdan bir aktivitenin amacı her zaman kullanıcının amacıyla aynı olmayabilir, dolayısıyla spesifik olarak kullanıcı perspektifinden bakmak, bütün resmi görmeyi engelleyebiliyor. Ayrıca aktivitelere odaklanan aktivite merkezli tasarım yaklaşımının arkasında, aktivite yani eylemleri, kişinin içinde bulunduğu bilişsel, tarihsel, sosyal ve kültürel bağlamda ele alan “activity theory” var. Bu da kullanıcının dışarda bırakıldığı ifadesinin doğru olmadığını belirtiyor. Pek çok tasarımcı içinse bu iki yaklaşımın birbirinden ayrılması mümkün değil. Michael Long‘un bu açıdan ele aldığı aktivite modeli ilgi çekici.

İş İlanları: Microsoft Online Services, Washington Amerika’da çalışmak üzere kullanıcı deneyimi tasarımcıları arıyor. Web tabanlı interaktif kullanıcı arayüzlerinin tasarımında yer alacak adaylar, kullanıcı deneyimi tasarımcıları ve kullanılırlık mühendisleriyle birlikte çalışacaklar.
Amsterdam Hollanda’dan verilen bir başka ilanda, mobil tasarım alanında çalışan TomTom firması tam zamanlı etkileşim tasarımcıları arıyor.

Duyurular:
Bangalor’daki IxDA tasarımcıları, bu seneki Dünya Kullanılırlık Günü‘nü 29 Kasım’da yerel saate göre 10:30-16:30 arasında Bangalor’da gerçekleştiriyorlar. Bu gün için tasarımcıların katılımlarını ve projelerini bekliyorlar.

Editör: Umut Tasa, YTÜ, İnteraktif Medya Tasarımı YL

November 7th, 2008 by umuttasa

(Bu metnin zaman damgası tasdix.com tarafindan yapılmıştır. Baska Web sitelerinde ve baska mecralarda kismen ve tamamen yayınlanamaz)

IxDA ve Core77′de Tartışılanlar: 7 Kasım Cuma

IxDA ve Core77 tartışmalarında geçtiğimiz günlerde dikkat çeken tartışmalar Kohls.com‘un yeni web sitesinin ödeme sayfasının işleyişi ve Kullanıcı deneyimi tasarımında Agile metodolojilerini kullanma tartışmalarıydı.

Yeni bir işleyiş mantığıyla arayüz tasarımını değiştirdiğine dikkat çekilen Kohls.com‘da ödeme sırasında görme engelliler için daha fazla ulaşılabilirlik (accesibility) için alanların highlight edilerek vurgulanması, yüksek kontrast seçenekleri, telefon numarası kısmının formatını kaldırılmış olması gibi bazı değişiklikler mevcut. Fakat tasarımcıların bu değişikliklere getirdikleri eleştirilere göre, söz konusu değişiklikler amacına pek ulaşamıyor. Örneğin daha iyi okunmak adına geliştirilen yüksek kontrast seçeneğinin grafik özelliği, metnin okunurluğunu daha da bozuyor. Bu amaçlı iyileştirmeler için doğru yöntemin kullanıcı ajansları ve destekleyici teknolojilerden faydalanılması gerektiği belirtiliyor.

Bir diğer ilgi çekici tartışma konusu, kullanıcı deneyimi tasarımında Agile metodoljilerinin kullanımı tartışmasıydı. Agile metodolojisi, kısa zaman dilimlerinde minimal planlamayı uzun vadeli proje planlarına tercih eden bir metodoloji. Bu konuda kendi deneyimlerinden örnekler veren tasarımcılar, kısa zaman bloklarında çalışıp, bu her kısa süreli zaman dilimi sonunda az da bir iş gösterme zorunluluğunun, verimliliği hızı artırdığı, fakat tasarımın kalitesiyle ilgili veya tasarımın kullanıcı beklentilerini karşılayabilmesi konusunda bir etkisi olmadığı ifade ediliyor.

İş ilanları: QuickBooks, TurboTax, ve Quicken yaratıcısı Intuit iki farklı iş ilanı ile tasarımcıları ekibine katılmaya çağırıyor. Mountain View, Kaliforniya’daki ilanda mobil tasarım grubunu yönetici aranırken, Calabassas Kaliforniya’da etkileşim tasarımcıları aranıyor. İlanların ikisi de tam zamanlı.

Duyurular:
Motorola’nın evsahipliğinde Şikago’da bulunan IxDA’li etkileşim tasarımcıları 12 Kasım’da biraraya geliyor. Konusu “Sosyal’den Mobil’e, küçük mobil araçlara büyük web tabanlı uygulamalar aktarmak “(Social to Mobile: Importing big web- based dashboards onto little mobile devices) olan etkinlik detayları web sitesinden edinilebilir.
Bir diğer ilgi çekici etkinlik, 13 Kasım’da Dallas/Ft. Worth lokal IxDA grubunun düzenlediği, imc2′nin ev sahipliğini yaptığı, Dünya Kullanılırlık Günü (World Usability Day) etkinliği.

Editör: Umut Tasa, YTÜ İnteraktif Medya Tasarımı YL